Aynı Dili Konuşmak Lazım-17.10.2014

AYNI DİLİ KONUŞMAK LAZIM 17.10.2014


Bataklıkta fazla kalırsanız üzerinize çamur sıçramasını engelleyemezsiniz. Bulunduğunuz ortam

gerçekten kötü teneffüs içeriyorsa o zaman acil oto-kontrol yapılmalı ve ben neredeyim sorusu

gündeme alınmalıdır. Çünkü belli bir süre sonra insan bulunduğu ortama adapte sağlayabilir ve o

ortama ait olduğu hissine kapılabilir. Tıpkı mücadele etmeye çalıştığımız ligin statüsü gibi.


İdeolojide hedefe ulaşmak için her yol mübahtır. Ahlaki olup olmaması ise tam bir polemik

konusudur ama yanlış yol mutlaka etik olmayanı içerendir. Bu tip insanları değiştirmekte sadece

vakit kaybı olur sonuçta huylu huyundan vazgeçmeyecektir. Nihai sonuçta sizde bu ortamda belli

bir süre kalmak ve belli bir diet ödemek zorunda iseniz o zaman alıcı ayarlarınızda biraz değişiklik

yapmanız gerekebilir.


Sizin her zaman her yerde kalitenizi tam anlamıyla sahaya yansıtmanıza gerek olmayabilir çünkü

ortamınız buna müsait değil ve sizinle aynı dili konuşmuyor rakipleriniz. Konuşsalar ezileceklerini

ve tüm farklılıkların ortaya çıkacağını iyi biliyorlar. Bence efsane bulunduğu vahim statüden dolayı

“adamına göre rol modeline geçmeli” gücünü rakibinin potansiyeline göre yansıtmalıdır. Gerekirse

istediği golü bulduktan sonra oyunu yavaşlatmalı, müthiş pres gücünü 90 dakikaya yaymalı sonuca

kitlendiğini hissettiği anda belki de zamana oynamalı. “Bize yakışmaz” ben onu bilemem ama

karşınızdaki kötü niyetli ise hep doğrucu olmanın da bir anlamı yok. Bandırma maçında ilk gol

bulundaktan sonra biraz geri çekilinebilir, onların saldırması beklenebilr, kontra ile sonuca

gidilebilirdi. Bunun doğruluğunu savunmak hata akıl verici pozisyona geçmek ise Suat Hoca'ya

saygısızlık olur. Ama geçen yıl Giresun'un ardısıra 14 maç alarak şampiyon olduğunu ve kaç maçını

da son dakika golleriyle kazandığını unutmayalım. Bu maçların hepsinde Giresun muhteşem bir

oyun mu sergiledi, burası biraz soru işaretleri içeriyor.


Bizim büyük hayallerimiz var projelerimiz var. Amacımız 2000 li yılların UEFA kupasını kazanan

Galatasaray takımı ruhunu yakalamak. Buna katılmamak ve heyecan duymamak Göztepeli

duruşumuza yakışmaz. Ama o takımın belli bir geçmişi, birikimi ve alışkanlıları olduğu gerçeği

unutulmamalı. Taze bir vücut olan Göztepemizin yeni kadrosunun benzer özelliklere sahip

olabilmesi biraz zaman alacak gibi gözüküyor. Bu zamanı pekiştirmenin yoluda bataklıkta çamurun

olabileceği riskini kabul edip, orada yürümeyi ve iz bırakmamayı öğrenmekten geçtiğine

inanıyorum.


Herşey gönlünüzce olsun.


Susuzdede.